31 08 2011

Ayak İzleri...

  Adamın biri bir gece rüyasında  Tanrı ile birlikte kumsalda yürüdüğünü görür. Gökyüzünde yaşamından bazı görüntüler belirir. Her bir görüntüde, kumsalda iki çift ayak izi olduğunu görür. Bir çifti kendisine,diğeri ise, Tanrı'ya aittir. Yaşamından son görüntüde belirdiğinde, Kumsaldaki ayak izlerine dönüp bakar. Yaşam yolunun pek çok bölümünde sadece bir çift ayak izi olduğunu farkeder. Ayrıca bunun yaşamının en aciz Ve en sıkıntılı dönemine rastladığını görür. Bu durum onu çok rahatsız eder ve Tanrı'ya sorar "Tanrım, senin yolunda bir kere ilerlemeye karar verdiğimde Yol boyunca benimle birlikte olacağını söylemiştin. Fakat yaşamımın en zorlu anlarında yol boyunca Sadece bir çift ayak izi olduğunu görüyorum. Senin yardımına en fazla gereksinim duyduğum anlarda Beni niye terk ettiğini anlamıyorum." Tanrı yanıt verir: "ey güzel kulum; sen benim yolumda olduğun sürece sevileceksin ve hiçbir zamanda tarafımdan terk edilmeyeceksin.. Yaşamın korkulu ve sıkıntılı günlerinde, Bir çift ayak izi gördüğün zamanlar, Seni kucağımda taşıdığım günlerdi..." RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN....SEVGİLERİMLE.. ... Devamı

25 08 2011

Bütün bedenimle gülüyorum..

  Okuyunca ve izleyince fazla söze hacet duymaya gerek görmeksizin... yüreğinizden geçen her ne varsa gönül pencereniz açılsın...ne hissederseniz o size işarettir. Günaydınlar,hayırlı sabahlar..sevgilerimle.. Devamı

25 08 2011

Gül Baba Türbesi..

  Hacı Bayram Veli Caddesi’nden aşağıya Bentderesi Caddesi’ne doğru inerken yol ortasındaki Gül Baba Türbesi çıkar karşımıza. Gürültü tarafından kuşatılmıştır Gül Baba. Sağından ve solundan mazot ve benzin püskürten sayısız araç geçer bu türbenin. Üstünde gülfidanı olan mezarın çevresi yeşil demir parmaklıklarla çevrilmiş. Mermer mezar taşında “Gül Baba (Hz) 1266” yazıyor. Gül Baba Türbesi’nde tanıtıcı başka bilgi yok. Altındağlı Gül Baba’nın mezarı 1961 yılında yol yapılırken fark edilmiş. Yol çalışmasında kullanılan makinenin bıçakları belli bir noktadan ileriye gidemeyince, Remzi Uydum’un Ankara Evliyaları isimli eserinde verdiği bilgiye göre, zamanın Ankara Valisi ve Belediye Başkanı olan İrfan Baştuğ’a bildirilmiş bu durum. Yol işçilerinin “burada ulu bir kişi olsa gerek” manasındaki sözlerine kızan Baştuğ aracın üzerine kendisi çıkarak çalıştırır. Araç ilerleyemez, bıçakları bükülür. Isrardan vazgeçilerek yol o yerin sağından ve solundan geçirilir. Makine gücüne karşı duran zemini açan işçiler insan kemikleriyle ve Gül Baba lahyası ile karşılaşırlar. Mezarın etrafı çevrilerek türbe hâline getirilir. Uydum’un eserinde, İrfan Başbuğ’un İstanbul’dan Ankara’ya dönerken bir trafik kazasında ölmesine Gül Baba’ya karşı olan davranışının sebep olduğunun ileri sürüldüğü aktarılıyor. Elbette ki bu bilgi bize Altındağlı Gül Baba’nın kim olduğunu öğretmiyor. Remzi Uydum, Gül Baba’nın mezarı başında gördüğü seksen yaşlarındaki aksakallı, nur yüzlü yaşlı bir kimseyle karşılaşınca Gül Baba hakkında... Devamı

25 08 2011

Tezveren Sultan Kimdir..

  Ulus’tan Kızılay tarafına giderken İtfaiye Meydanı, Esenlik ve Güneşçik Sokağı’nın kesiştiği noktada bulunan ve bir kıza ait olduğuna inanılan türbe; daha çok, evlenmek isteyen genç kızlar ve hanımlar tarafından ziyaret ediliyor. O,ulema değil, sıradan bir insanmış. Fakat dürüst bir kadınmış. Rabia-yı Adeviyye Hazretleri gibi iki katlı ahşap bir konakta hizmetçi olarak çalışmaktaymış. Helal kazancını, emeğinin karşılığını yiyormuş. Allah’a sığınıyor, çalıp çırpmak bilmiyormuş. Kendisine yapılan zulümlere sesle nmeden katlanıyor, onları Allah’a dahi şikâyet etmiyor, fırsat buldukça ibadetiyle meşgul oluyormuş. “Sabah akşam Rabbinin ismini zikret! Ve gecenin bir kısmında Rabbine secde et! Ve gecenin uzun bir kısmında O’nu tespih eyle!” Ayet-i Kerimesini hayatın a geçiren bu mübarek kadın, ömrünü Rabia Hazretleri gibi tamamlamış. Söylentiye göre günlerden bir gün, evin beyi hacca gider. Hanımın canı un helvası ister. Yardımcısı helvayı karar. Yerlerken hanım: _ “Ah, burada olsaydı da o da yeseydi! Bey de bunu çok severdi!” der. O anda Tezveren kalkar, bir çanağa helva doldurup, bir anda Kâbe’de olur, beyi bulur ve çanağı uzatır.” _ “Üzülme, hanımım! Verdim geldim!” der. Kadın inanmaz. Güler geçer. Hâlbuki o gerçeği söylemektedir, bir anda tay-i zaman tay-i mekân etmiş, verip gelmiştir. Durumun gerçekliği, evin beyi hacdan helva çanağıyla dönüp gelince ve: _ “Hacda sen de bizimleydin. Helva ne kadar güzeldi! Sıcacık yedik! Eline sağlık!” diyince anlaşılır. Kerameti bu şekilde ortaya çıkınca, Tezveren Sultan olarak anılmaya başlar.... Devamı

23 08 2011

LÂ.......

  Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs'tan Adem'le Havva'nın hikayesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikayesini anlamak manasına geldiğini öğrendim.Çünkü Adem cem makamındaydı, yani hayatları, hikayeleri kendinde toplayıcıydı. İnsanın bütün halleri Adem'de gizliydi ve bütün macera onun hikayesinde özetlenmişti. Hikayenin ismi düştü dilime bir gece : LÂ. İLLÂ, dedim... Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu bildim. LÂ : Olumsuzluk eki..Başkaldırı serbestisi. Ama değilmi ki Tevhid kelimesi de LÂ ile başlar. LÂ ilahe. Bilinçli kabul kelimesi onun ardından gelir : İllallah... Ve Adem'in varoluş hikayesi....Her oluşunun bir hikayesi vardı..Allah bu varlığı varetti..Var ettiğini çok sevdi.. Bütün bedeni tastamamdı ve mükemmel görünüyordu..Tek bir şey eksikti..Oluşunun son aşamasına sıra gelmişti.. Nefes hayatın ruhu.Makamın kopuş yeri. Alemlerin Rabbi bu toprak bedene, nefesinden nefha, suretinden suret, ruhundan ruh verdi. Ona, 'RUHUMDAN' dedi.. Ve ben gözlerimin içine dolan su birikintisini, boğazıma düğümlenen o tarif edemediğim şeyi çok zor zapt ettim..Seni çok üzüyorum, sen beni hâlâ çok seviyorsun..Şükrediyorum...Af diliyorum... devamı................................................. ... Devamı

23 08 2011

düdüklü tencerem ve çaylı kek'im :)

   Yemek börek kek salata v.s. tarifleri veren arkadaşların bloglarına uğradığım zaman Allah herkeze bir beceri bir hüner vermiş de neden benim böyle becerilerim yok erkek işlerini yapabiliyorum diyip iç geçiriyorum ya hani :) benim öyle yemek tarifi verme yetim yok :( ee yoook..ama eski düdüklü tenceremle başarabildiğim güzel bir kekim var..Adı Çaylı kek...Ve lütfen göz hakkı kalırsa hakkınızı helal edin Bir yığın günahın içine birde böyle bir günah eklemeyeyim neme lazım Çünkü bazı resimlere bakıp benimde gözümün kalmışlığı olmuyor değil...(helal olsun emeklerinize) Bu Çaylı keki yıllardır mükemmel bir başarıyla yapabiliyorsam bunda en büyük hak sahibi annemin gelinliğinden kalma aliminyum düdüklü tenceredir..Bu emektar benim elimden çok çekti ama sağ olsun hakkını veriyor her defasında..EX olmuş ama halen görüştüğüm İş yerindeki arkadaşlarım çaylı kekimi çok seviyorlar mahsustan değiiiil gerçekten sevdiklerini gözlerinden ve ses tonlarından anlıyorum lamba ciniyim ya :) Şimdiiii sıcak sıcak indirdim ilkkez bir kekin resmini çektim çekerkende açıkcası hem güldüm hemde utandım..-söyle güzeller güzeli kekim bana okkalı bir poz verir misin dedim güldüm, sonra ya ben ayıp ediyorum şu resmi çekmekle ya insanların canı çekerse ben ne yaparım dedim..Hakkınızı lütfen helal edin...Ammaaaaaa Türk kahvesi olacak yanında anlaştık mı.. Bu kadar sözün ucunda ee tamam hani tarifi mi diyorsunuz.Pekiiii veriyorum.. Eski Aliminyum Düdüklü Tencere ( çelik tencerede bu kek pişmez, pişsede kabarmaz kısacası hiç uğraşmayın) - 3 Yumurta - 1.5 Su bardağı Toz Şeker - 1 Paket Kakao ... Devamı

23 08 2011

Ne kadar sürer?

        Hancı ile Yolcu'nun Aşkı Ne kadar Sürer ? Kaç Zil kaldı Örtmenim kitabından... Devamı

23 08 2011

İlginç bilgiler bölümü :)

* Hindistan'da oyun kağıtları yuvarlaktır. -onlara herşey yuvarlak.. * Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor. -babalar günü hediyesi bu olsa gerek.. * Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor.-bizim memlekette bundan daha fazla sıçrayanlarını da gördük..  * Eğer barbie gerçekten yasasaydı vücut ölçüleri 97-72 82 cm olacaktı. -barbiye gıcık oluyorum :) * İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor. -bende dilin kemiğini arayıp duruyordum.. * Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.-çok lazımdı..  * Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla  kalori harcıyoruz. -kilolu bayanlara müjde.. * Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -dilleri yokmu bunların.. * Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır. -saçma bir bilgi.. * Yıllara göre ortalama alındığında , her sene eşekler tarafından  öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazla.-yalancısın...  * Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.-çenemize kuvvet..  * İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -eee normal :) dedik ya çeneye kuvvet.. * Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.-yorumsuz..  * İnsanlar beyinlerinin sadece %10'unu kullanırlar.-Türkler denmi bahsediliyor :)  * Filler zıplayamayan tek memelidir.-:))) gövde oranında kanatı olsaydı görürdünüz siz uçmayı..  * Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.-o dişçiyi dağa göndermek lazım..  * Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar geli... Devamı

21 08 2011

Sonsuz Aşk..

Gerçekten çok güzel bir film..İzledikten hemen sonra insanlar, hayatlarıyla küçük bir kıyaslama yapabiliyor..Duygular öyle gerçekçi yansıtılmışki arada küçük gerilmeler yaşasamda AŞK'ın mucizesine tanık olduğum için derin izler bıraktı yüreğimde.. 2002 abd yapımı duygusal ve hafif gerilimli bir film..Senaryo güzel... konusuna gelince; doktor joe darrow travma konularında uzman ve işini iyi yapan bir adamdır, eşide kendisi gibi doktor olan emily venezuellaya ilaç yardımı için gitmiştir..fakat yolda toprak kayması sonucu otobüsteki yolcularla birlikte nehre uçarak hayatını kaybeder..Ölmeden önce onkoloji bölümünde yatan çocuklarla ilgileneceğine dair joe, emily'e söz vermiştir ve sözünü tutar..fakat ölümün eşiğinde olan ve ölümden dönen çocukların emily ile ilgili bir bağlantıları vardır..Ona çok değişik bir sembol gösterirler joe, emily'nin kendisiyle iletişime geçmek istediğini anlar bu parapsikolojik bir durumdur buna inanmaya başlayınca etrafındaki doktor ve diğer arkadaşları ondan uzaklaşırlar, sanki önüne engel olmuşcasına sorunlar çıkar, fakat olayın gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için joe bu işin üstüne gidip emily'nin ona ne demek istediğini anlayacaktır.. final kısmı öyle güzel bir sürprizdir ki;  diğer boyutta sevdiklerimizle iletişime geçebileceğimizin en güzel örneklerinden birini bu filmde görebileceksiniz..Duygu yoğunluğu gerçekten güzel..harika bir film..tv de yayınlanmasına rağmen hala ismini duymamış ve izlememiş olanlar için tavsiye ediyorum..İyi seyirler,iyi geceler.. ... Devamı

18 08 2011

hırsız var :)

  Hacı Bayram Camii açılışından bir gün önce Ulus'tayım..Enteresan bir yapım var bazen bende neden böyle ilginç şeyler yapıyorum diye düşünmeden edemiyorum..Açılışa git deseler gitmem..Kalabalığın olduğu yerde ben yokum demektir O mistik ve huzur dolu ortamı sessiz yaşamak ve hissetmek taraftarıyım Hacı Bayrama giriyorum etrafı perspektif bakışla süzdükten sonra türbenin önü kalabalık biraz dağılsın öyle geliyim diyorum..Çadırdan mescide giriyorum hava buz gibi ee Ankara bu..asıl büyüsü ayazında bir tarafını kesecekki ankara, ankara olduğunu göstersin..Oradan çıkıyorum..kitapçılara uğruyorum..ilginç gördüğüm ne varsa ya alıyorum ya inceliyorum sonraya saklıyorum..altını üstüne getirdikten sonra tekrar türbenin önüne geliyorum..içerisi tıklım tıklım..burada benim bir sürü anım var kimisi komik kimisi traji komik..bir keresinde türbenin içindeyim kadının biri ayakkabılarını almış gelmiş, sokmuş burnumun dibine..hadi ben neyse çıkar be adam dışarda, ne işi var böyle saygı ile dua edilen bir yerde papuçlarının..dilim kopasıca durmuyor işte -kardeşim bak hepimiz ayakkabılarımızı dışarda çıkardık içeri almadık, ayıp değil mi böyle bir zatın yanına ayakkabılarınla girmek..-hııı? sana ne bee !!! -bana bak efendice cevap ver adabını bil diyorum -burda hırsızlık oluyo bilmiyomusun istediğimi yaparım sana mı soracağım..Annem benim cinlerimin tepemde dolanıp kadına doğru deli gibi fırladığını fark ediyor, -kızım boşver, böyleleri anlamaz,anlasa bu şekilde buraya girmez diyor..sabır diliyorum kendimi ve cinimi zor zapt ederek, duamı huşu ile okuyamıyor, iç huzurumu kendini bilmez bir cahilin salaklığı ile katlediyorum.. Tur attıktan sonra geldim türbenin önüne (13 şubat) çok garip bir durum yaş... Devamı

17 08 2011

bir hâl...

Bu gün farklı duygular içerisindeyim..başımı günlerdir geç vakitlerde yastığa koyuyorum o andan itibaren sanki sihirli bir değnek deymişcesine kelimeler bir bir dökülüyor beynimden yüreğime..Neler neler çıkıyor -hadi kalk hemen yaz diyorum Üşeniyorum Uyku sarıyor her yanımı ama bir türlü uyuyamıyorum. Yeni esnafım, kabul ediyorum saf'ım...Çok şükür yanımdaki erkek berberi ekibiyle birlikte benimle bir kardeş gibi ilgilenmekteler..Hiç beklemediğim anlarda gelip hatırımı soruyorlar, hiç beklemdiğim o ciddi ifadelerin altında espriler yapıyorlar, tanımadığım için gülümsemekle ciddi duruş sergilemek arasında şimdilik bocalıyorum..Dün kapımı kilitlemeden kepengimi çekip çıkmışım, tıpkı ondan önceki gün gibi..Ramazan ayının bana verdiği mahmurluk ve unutkanlık ikiye katlanmış bulunmakta..Allah beni koruyor biliyorum, şükürler olsun..Erkek berberi öğlen yanıma geliyor öyle naif öyle sakin bir üslubu varki; bana kırılgan bir şair mi acaba dedirtiyor tabi şimdilik..Seviyemi her zaman korumam gerekir..ve onlarda öyleler..Diğer yanımdaki esnaf arkadaşım şirin sevimli yaşını göstermeyen iki çocuk annesi..Çırpınıyor irili ufaklı sorunlarımın çözümlenmesi için..Yaşam koçum oldu bu aralar, çok hoş bir enerjisi var..ve ciddi anlamda kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü hepsi kendini gayet güzel eğitmiş mütevazi ve nezih insanlar..Diğer gördüğüm dükkanlara sıradan baktığım esnaflara benzemiyorlar, yaptıkları işler ve titizlikleri net gösteriyor..Üstüm apartman ve site olduğu için belli belirsiz aralıklarla gelip -hayırlı olsun diyen orta yaşlı ve yaşlı komuşlarımda var..Kimisi moralimi bozsa da kimileri de gelmemden çok hoşnutlar..Bu arada iki haftadır r... Devamı

14 08 2011

Perfume (koku)...

  2006 Almanya Fransa İspanya ortak yapımı mükemmel bir film izlemeyenler için tavsiye ederim bir çok dalda oscar'a aday gösterilen bu film daha sonra ölümlere örnek sebep teşkil eder düşüncesiyle geri çekilmiştir, bilgim dahilinde söylüyorum arkadaşlar çok farklı bir senaryosu var... Filmde olaylar 18. Yüzyıl da Fransa'da geçmektedir. Sefalet, açlık ve pislik içersinde yüzen Paris halkının içersinden alınan kesitlerle başlar olaylar. jean-Baptiste Greenouille bir balık satıcısı kadının oğlu olarak tezgah arkasında çöplerin arasında doğar. Annesi ölü doğumlar konusunda sabıkalı olduğu için onu da ölecek sanarak çöplerin arasına atmışdır. Lakin Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür. Güçlü bir koku alma yeteneği olduğunu çok geçmeden farkeder. Gençlik döneminde tabakhanede çalışmaya başlayan Jean, şehire indiği günlerden birinde güzel bir genç kızın kokusunun büyüsüne kapılır ve onu takip eder. Bir süre sonra kıza ulaştığında kız korkar ve çığlık atar. Çevrenin onu duymasından endişelenen Jean da panik içinde onun ağzını elleriye kapar. Ne var ki bu durum kızın boğularak ölmesine yol açar. Jean burada kızın her yerini koklayarak güzelliğin ve ölümün kokusunu içine sindirir. Paris'in o dönemki parfüm endüstrisi liderlerinden Giuseppe Baldini diğer üreticilerle rekabet içindedir. Jean onun dükkânını görmüş ve bu koku imparatorluğuna hayran kalmıştır. Bir gün tabaklanmış derileri Baldini'ye getiren Jean ona Paris'in en iyi burnunun kendisi olduğunu söyler. Baldini önce inanmaz ancak Jean rakip üreticinin mamulünü kısa bir sürede ü... Devamı

13 08 2011

Aşk ve Gurur..

 jane austen romanı film olarak çevrilmiş Orjinal ismi Gurur ve Önyargı Türkçeye uyarlanmış ismi ise; Aşk ve Gurur.. 2005 fransız ve ingiliz yapımı olan film 18. yüzyılda geçiyor.. Konusu ise; 5 kız kardeş olan Bennet ailesinin durumu tıpkı titanik filminde olduğu gibi 1. ve 2. sınıf insan ayrımı yapılmakla başlıyor..Anneleri her kızının da biran önce zengin bir kocaya gitmesini canı gönülden arzu eden patavatsız, düşüncesiz ve bir o kadar da renkli bir kadın...Esas oğlan çok zengin bu defa kızımız elizabeth'se bir o kadar gururlu ve diğer kardeşlerden farklıdır..bunu sonradan fark eden zengin oğlumuz bay darcy zaman içinde elizabeth'e ilgi duyacak ve ardından aşık olacaktır..Bir çok olayların içerisinde ön yargısıyla hareket eden esas kız elizabeth bay darcy' nin ilan-ı aşkını reddedecek, bilinci yerine gelincede esas oğlana sırıl sıklam aşık olduğunu ve hatta birbirlerine çok benzediklerini anlayacaktır.Anneleri olan sevimli cadı :) elizabeth'i önce kısa boylu komik rahibe vermek istemekte ısrar etsede elizabeth babasının da desteğiyle bu olmayacak evlililkten kendini kurtaracaktır...devamında gelişen olayları da isterseniz buyrun izleyin tadında bırakarak...Bu filmi ve bu tarz filmleri seviyorum boleyn kızında olduğu gibi...yarın çok başka bir filmden daha söz etmek isterim...Arkası yarın...   :) çocukluğumuzda dinlediğimiz radyonun en güzel yerinde kesip işte bu kelimelerle merakta bıraktığı günler gibi...sevgiler... ... Devamı

11 08 2011

dinler misiniz bu akustikte..

  Saray bosnada verilen bu konseri tesadüfen kanal dolaşırken izlemiştim..iki yada üç yıl önceydi sanıyorum..ve bu sürede aklımda kaldı,yüreğime dem verdi..uzunca zamandır aramaktaydım..bilmiyorum hiç dinlediniz mi Sultanım'ı...şayet bu akustikde dinlemediyseniz yürekten gelerek büyük bir sevgi ve sevinçle paylaşmak isterim..iyi geceler.. Devamı

11 08 2011

Cabbar Dede..

Çukurova bölgesi velîlerinden. On altı ve on yedinci asırda yaşamıştır. Hayâtı hakkında fazla bilgi bulunmayan Cabbâr Dede, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin yoluna yâni Kâdiriyye tarîkatına mensûbtur. Türbesi, Adana'nın Yakapınar (Misis) bucağına bağlı Kütüklü köyü yakınlarındadır. Halk arasında mütevâzî bir hayat yaşayan Cabbâr Dede, çevredeki aşîretlere İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatarak onların dünyâ ve âhirette kurtuluşa ermeleri için çalıştı. Cabbâr Dede'nin hâl ve kerâmetleri meşhûr olmuş, ünü zamânın pâdişâhına kadar gitmişti. Sultan Dördüncü Murâd Han, Bağdât seferine giderken, Ceyhan Nehri üzerindeki târihî Misis Köprüsünü geçip Havrâniye köyüne geldiği zaman; "Bu yörede Cabbâr Dede diye meşhûr bir zât olduğunu işitiriz. Çağırın gelsin, kendisiyle görüşmek dileriz." dedi. Vazîfeliler gidip Sultanın emrini bildirdiler. Cabbâr Dede, Sultânın emrini alır almaz atına binerek huzûruna geldi. Allahü teâlânın kudretiyle kerâmet olarak orada bulunanlar, Cabbâr Dede'nin atının kaplan, elindeki kamçının da kara yılan olduğunu gördüler. O zamâna kadar Cabbâr Dede'nin üstünlüğünü kabûl etmeyenler ise, gördükleri bu kerâmet karşısında pişmân oldular. Sultan Dördüncü Murâd Han, Cabbâr Dede'ye; "Bağdât'ın fethi bana müyesser olacak mı?" diye sordu. Cabbâr Dede cevâbında; "Haşmetlü pâdişâhım! Havraniye köyünde Genç Osman... Devamı