20 09 2011

İstanbul sokak köpeklerinin tarihi..

 

Osmanlı İmparatorluğu’nda dokunulmazlıkları olan sokak köpekleri kartpostalların değişmez figürleriydiler. 1865’te toplatılıp Hayırsız Ada’ya gönderilen köpekler, büyük bir İstanbul yangını çıkması üzerine geri getirildiler.

"Hayatımda hiç bu kadar mahzun bakışlı ve kalbi kırık sokak köpekleri görmedim." (Mark Twain, İstanbul ziyareti, 1867 Ümit Sinan Topçuoğlu’nun kitabından.)

Topçuoğlu’nun bulgularına göre köpeklerin İstanbul’a Türklerle geldiği kabul ediliyor. Bizans’ta kedi hakimiyeti varmış. Eski çağlarda İstanbullular’ın kafasında şöyle bir inanışyer ediyor:

"Köpekler bu şehirden giderse, Türkler de gider!"

Köpek Toplama Harekatı

İstanbul’da köpeklerin başı ilk kez bir İngiliz turist yüzünden belaya giriyor. Galata’da gece yarısı bastonuyla köpeklerden korunmak isteyen yabancı, köpeklerin hücumuna uğruyor. Kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölüyor. Majestelerinin hükümeti Osmanlı’ya ültimatom veriyor. Sultan 2. Mahmut da kararını açıklıyor.

"Sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve Hayırsız Ada’ya bırakıla..."

Operasyon başlıyor. Halk, köpekleri bırakın diye haykırıyor. Yeniçeri Ocağı’nı dağıtan 2. Mahmut kararını geri alıyor.

İkinci büyük köpek toplama harekatı Sultan Abdülaziz devrinde yaşanıyor. Köpekler toplanıyor, teknelere konulup Hayırsız Ada’ya bırakılıyor. Bu operasyonla eşzamanlı olarak 1865 eylülünde büyük İstanbul yangınlarından biri başlamasın mı? Beyazıt’tan Gedikpaşa’ya kadar evler konaklar kömür oluyor. Halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor:

-Köpekleri topladınız, Allah da cezanızı verdi! Köpekler olsaydı önceden haber verirlerdi.

Tekneler yeniden Hayırsız Ada’ya gidiyor, köpekleri yükleyip İstanbul’a geri getiriyor.

Köpek dostu Abdülhamit

Padişah 2. Abdülhamit döneminde İstanbul köpekleri en rahat dönemlerini yaşıyorlar. Köpeklerle uğraşmıyor, kuduzla uğraşıyor. Fransa’ya Pastör Enstitüsü’ne heyet göndererek, 10 bin altın bağışlıyor. Dünyadaki üçüncü Kuduz Enstitüsü’nü İstanbul’da kurulmasını sağlıyor.

Bu dönemde Mavroyani Paşa’nın araştırması "Sokak Köpekleri" ismiyle kitap haline geliyor. Paşa o tarihlerde kuduz vakası görülmemesini şöyle açıklıyor:

"Serbest çiftleşme, sokak köpeklerinde doğal aşı yerine geçiyor!"

Hürriyet geliyor, zürriyet gidiyor

1908’de Abdülhamit devriliyor. Memlekete "hürriyet" geliyor. Abdülhamit’in bütün değerleriyle birlikte sokak köpekleri de yeni rejimin hışmına uğruyor. Talat Paşa’nın Dahiliye Nazırı olarak görev yaptığı 1910’da İstanbul’un tarihindeki en büyük köpek itlaf kampanyası başlatılıyor. 
Fakat o yıllarda halktaki köpek sevgisi yüzünden sürgün köpeklere her gün sandalla yiyecek gönderiliyor. Başlarına da iki personel atanıyor.

  Sultan 2. Abdülhamit Han'ın hal'inden kısa bir süre sonra, İttihat-Terakkî hükümeti tarafından gerçekleştirilen elîm hâdiselerden biri de 1910 haziranındaki köpek itlâfıdır. Sokaklardan toplanan 80.000 köpek mavnalarla Hayırsız Ada'ya (Sivri Ada) götürülerek orada aç susuz ve yapayalnız bir ölüme terk edildiler. Kayalıklarla kaplı bu adada neredeyse dikili tek bir ağaç dahi yoktu. Avrupada eğitim görmüşve batı şehirlerine hayran olmuşjöntürkler de İstanbul'un Avrupa kentleri gibi olması için sokaklarda gezen bu canlı çöplükleri temizlemenin lüzûmuna inanıyorlardı. Köpekleri 3-5 kuruşkarşılığında toplayanlar mahallenin ayak takımıydı. Köpekler toplandı, Tophâneden bindirildikleri mavnalarla Hayırsız Ada'ya götürülüp atıldı. Artık bu gidişin dönüşü de yoktu. İstanbul Belediye Başkanı Suphi Beyin köpek kıyımını, sonraki belediye başkanlarından Cemil Topuzlu devâm ettirdi. '80 Yıllık Hatıralarım' isimli hâtırâtında "30 bin köpek öldürttüğünü" iftiharla anlatır. O sene çıkan Balkan Savaşı da, İstanbullular tarafından köpeklere yapılan cefânın cezâsı olarak yorumlandı. Kaynak:haytap.org. - cyber-warrior.org. – haberpan – tumgazeteler.com.

 

 

1164
0
0
Yorum Yaz