06 11 2011

İlk Kurban Emri..

İlk kurban emri Hz. İbrahim'e (as) gelmiştir..

Hz. İbrahim Allah’a olan sadakat ve tevekkülünü göstermek için oğlu Hz.İsmail’i kurban etmek istemiştir. Hz.İsmail (as) de emre rıza gösterip büyük bir teslimiyetle bu teklifi kabul etmiştir. Hz. İbrahim (as), Hz. İsmail’i (as) kurban edecekken; Allah (cc)bu sadakat ve tevekkülün karşılığı olarak gökten bir koç indirmiş ve Hz. İbrahim’e (asa)onu kesmesini emretmiştir. Biz Müminler de bu günlerde kurban kesmekle bu iki peygamberin Allah'a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktayız.

İsmail (as) Kurban Edilmek İstenilişi:

“Rabbim! Bana sâlihlerden (olacak bir çocuk) ihsân eyle!”
Bunun üzerine (biz de) onu halîm bir oğul (olan İsmâîl) ile müjdeledik.
 (Saffat, 100-101)
İsmail (as), yedi yaşına bastığı sıralarda, İbrahim (as), Şam'daki evinde uyurken, rüyasında oğlu İsmail’i (as), kurban ettiğini görmüştü.
Hemen Burak'a binip Mekke'ye geldi. Onu, annesinin yanında buldu. İsmail (as):
"Oğulcuğum! Bir ip ve büyük bir bıçak al. Sonra, şu vadiye gidelim de ev halkına odun toplayalım" dedi.
Rabb'inin, kendisine emrettiği şeyden hiç bahsetmedi.
Baba-oğul Şı'b Vadisi’ne doğru yöneldikleri zaman şeytan bir adam suretine girip, Allah'ın emrini yerine getirmekten vazgeçirmek için, İbrahim’in (as) yolunu kesti:"Ey ihtiyar! Nereye gidiyor ve ne yapmak istiyorsun?" diye sordu. 
İbrahim (as):
"Şu vadiye gidip oradaki bir işimi görmek istiyorum!" dedi.
Şeytan:
"Sen, her halde, İsmail'i boğazlamak istiyorsun!?" dedi.
İbrahim (as):
"Sen, hiç bir babanın, çocuğunu boğazladığını gördün mü?" diye sordu.
Şeytan:
"Evet, O baba, sen'sin!" dedi.
İbrahim (as):
"Ben, çocuğumu, ne için boğazlayacak mışım?" diye sordu.
Şeytan:
"Sen, bunu, Allâhın, sana emrettiğini sanıyor ve söylüyorsun!" dedi.
İbrahim (as):
"Eğer, Allah (cc), bunu, yapmamı, bana emretti ise, Allah'a boyun eğip onun emrini yerine getirmeyi, uygun bulurum!" dedi. 
Şeytan:
Vallahi, sanıyorum ki: Şeytan, rüyanda, sana gelip şu oğlunu, boğazlamanı, emretmiştir.
Sen, onu boğazlamaya gidiyorsun!" deyince, İbrahim (as) onun, şeytan olduğunu anladı:
“Ey Allah düşmanı! Vallahi, ben, Allah'ın emrini, o vadide mutlaka yerine getireceğim!" dedi.
Şeytan, İbrahim’den (as) ümidini kesince, İbrahim (as) arkasında ip ve bıçak taşıyan İsmail’in (as) önünü kesti. Ona:
“Ey çocuk! Baban, seni, nereye götürüyor biliyor musun?” diye sordu. 
İsmail (as):
"Ev halkımıza, şu vadiden odun toplayacağız!" dedi. 
Şeytan:
“Vallahi, baban, seni, boğazlamak istiyor, boğazlamağa götürüyor!” dedi.
İsmail (as):
"O, beni, ne için boğazlayacak? Sen, bir babanın, çocuğunu boğazladığını gördün mü?!" diye sordu. 
Şeytan:
“İşte, o baba, budur!” dedi. 
İsmail (as):
"Babam, beni, ne için boğazlayacakmış?" diye sordu. 
Şeytan:
"Rabbi’nin bunu kendisine emrettiğini sanıyor!" dedi. 
İsmail (as): 
"O, Rabbi’nin, kendisine, emrettiği şeyi yapsın! Onun, her nerede olsa, Rabbi’ne boyun eğmesi, Rabbi’nin buyruğunu, yerine getirmesi, daha iyidir! Ben de, emri dinler ve ona, boyun eğerim!" dedi.
Şeytan, İsmail’in (as) da, kendisini dinlemekten kaçındığını görünce, hemen, onun annesine gitti. Hz. Hâcer, o sırada evinde bulunuyordu. Ona:
"Ey İsmail’in annesi! İbrahim’in, İsmail'i nereye götürdüğünü biliyor musun?" diye sordu.
Hz. Hâcer:
"Şu vadiden, bize odun toplamağa götürdü" dedi.
Şeytan:
"O, İsmail'i, ancak, boğazlamak için, götürdü!" dedi.
Hz .Hâcer:
"Bir babanın, çocuğunu, boğazlaya bileceğini, nasıl düşünebiliyorsun?! Hayır! Öyle değildir. O, oğluna karşı, çok şefkatlidir!" dedi.
Şeytan:
"O, bunu, Allah'ın, kendisine emrettiğini söylüyor ve sanıyor!" dedi.
Hz. Hâcer:
"Eğer, Rabbi, bunu, emretti ise Allah'ın emrine boyun eğmek gerekir! Her nerede olsa, onun, Allah'a boyun eğmesi, Allah'ın buyruğunu yerine getirmesi, daha iyidir!" dedi.
Şeytan, İbrahim’in (as) ve onun ev halkına bir şey yapamadığına kızgın bir halde, geri döndü.
Hepsi de, Allâh’ın buyruğunu dinlemek ve ona boyun eğmekte birleştiler.
Nihâyet (çocuğu) onunla berâber çalışacak çağa erişince (İbrâhîm): “Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda (rüyâmda) görüyorum ki, gerçekten ben seni boğazlıyorum (kurbân ediyorum); artık bak, (bu rüyâm hakkında) sen ne görürsün (fikrin nedir)?” dedi. (Çocuğu İsmâîl:) “Ey babacığım! Sana emredileni yap! İnşâallah beni sabredenlerden bulacaksın!” dedi. (Saffat, 102)
İbrahim (as), Sebîr vadisinde, oğlu ile başbaşa kalınca, ona:
"Oğulcuğum! Ben, seni, rü'yamda boğazlıyorum gördüm!" diyerek kendisine emrolunanı, haber verdi.
İsmail (as):
"Babacığım! Sana emrolunanı, yap! İnşallah, beni, sabredenlerden bulacaksın! Allah'ın emrine boyun eğ! Her iyilik, Rabb’inin emrine boyun eğmektedir!" dedikten sonra,
"Sen, bunu, anneme bildirdin mi?" diye sordu.
İbrahim (as):
"Hayır! Bildirmedim!" dedi.
İsmail (as): “Bildirmediğine, iyi ettin" dedi. 
“Böylece (ikisi de) teslîm olup (İbrâhîm) onu alnının bir tarafı (yere gelecek şekilde, yanı) üzerine yere yatırınca, artık ona: “Ey İbrâhîm! Hakikaten rüyâya sadâkat gösterdin! İşte biz iyilik edenleri böyle mükâfâtlandırırız. Şübhesiz ki bu, gerçekten apaçık bir imtihandır!” diye seslendik.” (Saffat, 103-106)
İsmail (as): “Babacığım! Boğazlamak istediğin zaman, beni iple sıkıca bağla ki, benden sana karşı bir şey isabet edip de, ecrim eksilmesin! Çünkü ölüm çok çetin ve zordur. Bıçağın, tenime dokunduğunu hissedince, çırpınmayacağımdan emin değilim! Bıçağını, iyice bileyip keskinleştir ve boğazıma, hemen çalıver ki, beni çabuk öldürsün! Rahata, kavuştursun!
Hem sen beni boğazlamak için yatıracağın zaman, yüzü koyun yatır, alnımı yere getir.
Yanımın üzerine, yatırma. Çünkü, yüzüme bakınca, rıkkata gelip de, benim hakkımda Allah'ın, sana emrettiği şeyi yerine getirmene engel olabileceğimden korkarım!
Eğer, gömleğimi, anneme götürüp vermeyi uygun görürsen, öyle yap! Belki, bu, onun için, bir teselli olur, gönlünü, onunla eğler!" dedi. 
İbrahim (as):
“Oğulcağızım! Sen, bana, Allah'ın emrettiği şey hakkında ne güzel yardımda bulundun!" dedi ve onu, istediği gibi, sımsıkı bağladı. Bıçağı, iyice biledi. Sonra, onu, yüzü koyun yatırdı! Yüzüne, bakmaktan sakındı.
“Ve (oğluna bedel) ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Hem sonraki (ümmet) ler içinde ona (iyi bir nâm) bıraktık.
İbrâhîm’e selâm olsun!
İyilik edenleri böyle mükâfâtlandırırız.”
 (Saffat, 107-110)
İbrahim (as), bıçağı, İsmail’in (as) boğazına bastırınca, sanki bıçak, bakır bir levha ile karşılaştı! Büyük bıçağın ağzı, İsmail’in (as) boğazını kesmedi!
İbrahim (as), bıçağı bileği taşı ile iki veya üç kere biledi. Fakat her defasında da, kesmeğe muvaffak olamadı. “Herhalde bu iş Allah'tandır!" dedi.
İbrahim’in (as) elindeki bıçağın ağzı, tersine dönmüştü. O sırada, Yüce Allah tarafından: 
"Ey İbrahim! Rü'yana, sadâkat gösterdin! İşte, sana, oğlunun yerine boğazlayacağın kurbanlık! Boğazla onu!" buyruldu.
İbrahim (as), doğrulup bakınca, Cebrail’in (as) yanında, iri boynuzlu bir koçun veya önünde iri bir dağ tekesinin dikilip durduğunu gördü.
"Kalk yavrucuğum! Sana, bir Fidye indi!" dedi.
O tekeyi, orada, Mina'da kurban etti.
Bu teke'nin, Sebîr dağından inip geldiği rivayet edildiği gibi, iri boynuzlu, güzel bir koç olduğu da, rivayet edilir.(alıntı) 

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.

 

2236
0
0
Yorum Yaz