03 02 2012

yeni adres ve...

yeni adres ve... |  görsel 1

yeni adresimle birlikte blogcuyu da kullanacağım arkadaşlar.. bir çok defa bizi üzmüş olsada ben blogcu ile gözlerimi açtım.. eskisi gibi her zaman yazamıyorum ama sanırım eskisi kadar da acemi değilim.. yeni adresimi sizinle paylaşmak istiyorum fakat ricam şu; blogspot'a geçen arkadaşlar lütfen bana adres bilgilerini versinlerki tıkpkı burada kardeşçe beraberken orada da birbirimizden ayrılmayalım.. ADRESİM: gulcinnur.blogspot.com güzel bir hafta sonu bizlerle birlikte olsun, sevgilerimle.. Kaynak : gulcinnur.blogcu.com Devamı

31 12 2011

2011 yılında neler olmuş ?

Uzun bir zamandan sonra merhabalar.. yeni bir yıla adım atmadan 3 yıldır geleneksel hale dönüştürmeye başladığım yıl bitiminde bu yıl neler oldu diye göz geçiriyorum kendimce..bakalım aklımda kalanlar neler.. - usame bin ladin'in öldürüldüğünü ubuma türk kahvesi eşliğinde tüm dünyaya dedikodu başı olarak nakletti sağ olsun, pazar sürprizi gibi kendileri, bilmediğini sor google efendi gibi sana anlatsın..hoş o gıgıl da onların öyle ya.. - kaddafi çok feci bir şekilde öldürüldü, bu adamla ilgili ne olumlu, ne de olumsuz bir şey düşünemiyorum..libya halkı bence salağın önde gideni, kardeşim suyun elektriğin yakıtın bedava araban fabrika fiyatına, vergi yok, okul masrafı yok, zam yok, kriz yok..rahatlık battımı anlamadım..diğer yandan adamın kızlara kadınlara olan zaafiyeti hat safhaya ulaşmış, özel hayatı banane, sonuçta çocukluğumdan beri bildiğim kaddafi son sözleriyle hep hafızamda kalacak... -japonya depremi...en çok neye gıpta ettim biliyormusunuz...sıraya girmiş ve saygı içerisinde ellerinde tabaklarla yemek kuyruğındaki insanların nezaketine hayran oldum..yağma yok, hırsızlık, talan yok, itişme kakışma sıra benimdi terbiyesizliği yok..herşey düzenli, planlı..ağustos böcekleri olan biz, ben o karıncalara hayran kaldım...yükü kaldırmasını biliyorlar.. -van depremi...tam bir facia...kamyon altındaki çocukların yemek yiyişleri, talan için dağdan inen köpeklerin halkın rızıklarına göz dikmeleri, çadırları, göçük altında vefat eden  vatandaşlarımızın (cennet mekanları olsun)  altınlarını, paralarını, eşyalarını ciddi bir iş gibi  gidip yardım etme bahanesiyle resmen gasp etmeleri, tüm o soğuk kar ve yağmura rağmen kimilerinin halaylar çekmeleri,kimilerinin evlenmeleri, kimilerininse s... Devamı

08 12 2011

GÜNAYDIN ŞARKISI :)

  Bu sabah şu dakika..işinize başladınızmı, başlamak üzeremisiniz radyoyu açtınız mı televizyonunuz açıkmı KAPATIN  VE HADİ GÖZLERİNİZİ KAPAYIP BU MUHTEŞEM ŞARKIYI HİSSEDEREK DİNLEYİN :) SEVGİLERİMLE... Devamı

07 12 2011

Aşure'nin Hikayesi

Aşure pişirmek Osmanlıdan sonra daha önem kazanmıştır. Nuh peygamber zamanından geldiği de bilinmektedir. Herkes aşurenin varoluş hikayesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir. Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir. Aşurenin hikayesi ise şu kıssaya dayanmaktadır: Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez. 1000 seneden fazla Allah'ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki çok zulme uğrar ve onların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah'a şikayet eder. Allah, Hz. Nuh'a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail (as) kendisine yardımcı gönderir. Hz. Nuh emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır. Ve Allah sonunda büyük tufanı koparttır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar. Ten nur'un kaynaması ile gemi hareket eder. Sadece gemiye binen müminler kurtulur. Gemi aylarca suda kalır. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar. O zamanda yapılmış çorbaya bugün Aşure diyoruz. Aşurenin hikayesi de bir rivayete göre bu kıssaya dayanmaktadır. Yüzyıllardan bu yana değişmeyen bir gelenek haline gelmiştir Aşure. Osmanlı zamanında bu aya çok önem verilir idi. Muharrem ayının 10. günü oruçla başlanırmış güne, kazanlarca aşureler yapılıp eşe dosta, konu komşuya dağıtılırmış. O zamanda aşure dağıtan gönüllü "aşure sebilcileri" varmış. Fakire, fukaraya aşure dağıtırlarmış. Aşure günü olan önemli ol... Devamı

15 11 2011

ağlayamıyorum..

  Sevgili günlük, birikimlerim oldu hayli zamandır, b12 eksikliğinden çok unutkanım ve yaş da çok hızla ilerliyor bunun böyle olmasını istemiyorum ama ben bile zamanın hızına artık yetişemiyorum.. Bu gün kar yağdı minicik minicik, önce gözlerim seçemedi sonra bir baktım kıldan ince süzülüyor yavaşca..Haber vermedi tabiat bu kadar çabuk gelebileceğini kış'ın..ve haberlerde donan yaşlı bir teyzenin hayatını kaybedişini söylediler..Yozgat belediye başkanı'na selam olsun, kasılarak nikah salonlarında şahitlik yapıp; halkına ve memleketine sahip çıkmasını çok iyi öğrenmiş..Çok üzgünüm.. Van'da bu gün bir çift evlendi, evleri beyaz keten çadırdandı, tüm acılara inat gülümsüyorlardı..bir hadiste okumuştum -acı ve keder kapıdan girdiğinde bile buyur et ve gülümse..Acı acı gülümsedim hem kendime hem izlediklerime.. Ve hayat naif insanların dünyasında acımasız bir tefeci gibi sana kaşıkla bir parça mutluluğu paketleyip verirken, kamyon dolusu umutsuzluk, üzüntü ve hüznü bırakıp gidiyor yüzsüzce..'Dur, bunlar bana ait değil al götür yaşamak istemiyorum' diye bağırsanda arkasından, o rüzgar misali çoktan çekip gitmiş oluyor.. İçimde bilmediğim bir hüzün dolaşıyor..Geçmişe yolculuk yapıyorum aklıma zeki müren geliyor ' elbet bir gün buluşacağız' Nedensiz gel gitler yaşıyor ruhum..Efkar tıklıyor kapımı, ona da buyur gir içeri diyorum..'hadi yak bir sigara' diyor, yakıyorum...gözlerim uzaklara dalıyor..ağlamayı çok istiyorum...ama....amaa...ağlayamıyorum.. Hatıralar giriyor arkadan...ona da bir hoşgeldin...baş köşeye oturtuyorum..Hatıraların hatrına bir kahve ve bir sigara daha yakıyorum deriiiin bir ah... Devamı

10 11 2011

bir 10 kasım sabahı...

bundan 2 yıl önce....10 kasım 2009 gazi mahallesinden geçip sabancı kız öğrenci yurduna doğru seyirtirken arkamda bir mercedes belirir...deli gibi kornaya basar, aynadan bakarım önce aldırış etmem ısrarla ses kulaklarımı tırmalamaya devam ediyorken cinler tepeme doğru gelmeye başlar mercedes hala arkamadadır sürücü bir erkek...ben önde o arkada kırmızı ışıklarda dururuz, korna sesi beni çileden çıkardı sonunda içimdeki canavar 'leyveyle in aşşağıya' diye beni dürter :) tövbeestağfurullah ya sabır ..yok adam çıldırmış gibi hala bas bas basıyor...sonunda caaarrrt çekerim el frenini inerim 40 yıllık kamyon şoförleri gibi aşşağıya, recep ivedik misali haldır huldur adamın üstüne yürüyorum bir yandan işaret ediyorum 'indir camları aşşağıya' Adam pencerenin camını açıyor şaşkın ve birazda ürkmüş vaziyet, kendimi göremiyorum ama galiba gözlerimi hürrem gibi pörtletmiş bir haldeyim ' kardeşim sen 5 dakkadır ne basıyorsun kornaya, hastan varsa söyle çekiliyim kenara, sinirlerimi bozdun artık nedir senin derdin yahuuu? ' Adam hakikaten benim bir deli olduğumu düşünüyor yüz hatları belirginleşti sonunda 'hanım efendi bu gün 10 kasım...' .................???? hııı...hııınnkkk -10 kasım?.........-evet 10 kasım.... (dondum kaldım, saniyeler sonra) ha tamam demek yok...adamdan özür dilemek yok...şoka girmiş durumdayım...rezilliğim diz boyu, utancımdan kafamı kaldırıp -çok özür dilerim benim gibi bir salak nasıl unutur bu günü dahi diyemedim...palas pandıras nasıl çakal görünümlü arabama binip el frenini indirip hareket ettim bilemiyorum..iş yerindeyim, kapıyı açar açmaz -ben 10 kasımı unuttum üstelik her gün anıtkabirin önünden geçe... Devamı

06 11 2011

İlk Kurban Emri..

İlk kurban emri Hz. İbrahim'e (as) gelmiştir.. Hz. İbrahim Allah’a olan sadakat ve tevekkülünü göstermek için oğlu Hz.İsmail’i kurban etmek istemiştir. Hz.İsmail (as) de emre rıza gösterip büyük bir teslimiyetle bu teklifi kabul etmiştir. Hz. İbrahim (as), Hz. İsmail’i (as) kurban edecekken; Allah (cc)bu sadakat ve tevekkülün karşılığı olarak gökten bir koç indirmiş ve Hz. İbrahim’e (asa)onu kesmesini emretmiştir. Biz Müminler de bu günlerde kurban kesmekle bu iki peygamberin Allah'a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktayız. İsmail (as) Kurban Edilmek İstenilişi: “Rabbim! Bana sâlihlerden (olacak bir çocuk) ihsân eyle!” Bunun üzerine (biz de) onu halîm bir oğul (olan İsmâîl) ile müjdeledik. (Saffat, 100-101) İsmail (as), yedi yaşına bastığı sıralarda, İbrahim (as), Şam'daki evinde uyurken, rüyasında oğlu İsmail’i (as), kurban ettiğini görmüştü. Hemen Burak'a binip Mekke'ye geldi. Onu, annesinin yanında buldu. İsmail (as): "Oğulcuğum! Bir ip ve büyük bir bıçak al. Sonra, şu vadiye gidelim de ev halkına odun toplayalım" dedi. Rabb'inin, kendisine emrettiği şeyden hiç bahsetmedi. Baba-oğul Şı'b Vadisi’ne doğru yöneldikleri zaman şeytan bir adam suretine girip, Allah'ın emrini yerine getirmekten vazgeçirmek için, İbrahim’in (as) yolunu kesti:"Ey ihtiyar! Nereye gidiyor ve ne yapmak istiyorsun?" diye sordu.  İbrahim (as): "Şu vadiye gidip oradaki bir işimi görmek istiyorum!" dedi. Şeytan: "Sen, her halde, İsmail'i boğazlamak istiyorsun!?" dedi. İbrahim (as): "Sen, hiç bir babanın, çocuğunu boğazladığını gördün mü?" diye sordu. Şeytan: "Evet... Devamı

18 10 2011

benden..

Neşe Karaböcek hayranıyım, onun bu bilinmedik şarkısını (bu nasıl aşk böyle) büyülü sesinden dinlemenizi isterim.. sevgiler.. Devamı

09 10 2011

Ocean Heaven (okyanus cenneti)

    Jet Li'ye ait yada buna benzer uzak doğu filmlerini oldum olası sevmedim, çoğunlukla dövüş sanatlarını çok ön plana çıkardıkları için sanırım. Fakat bu film tarzı, dövüş sanatlarının tamamen dışında oldukça farklı duygusal ağırlığı olan bir film. Bir babanın ( jet li) otistik oğlu dafu için mücadele edişini, hastalığını arka plana almasını ve ülkelerinde otistik çocuklara ilişkin eğitimin onlara verilecek desteğin ne kadarda aciz olduğunu gözler önüne seren mükemmel bir anlatım. Zaten film yorumlarına baktığınızda da göreceksiniz ki; çok beğenilmiş ülkemizde izlenme oranına göre aldığı puan ise 8.5 hal böyle oluncada size sadece izleyip ve düşünmek kalıyor. Ağlamamak için çok sıktım kendimi,o nedenle mideme baskı yaptım galiba :) dram olmasına karşılık; çok da hoş görüntüler göreceksiniz akvaryumda dafi'nin yüzmesini görmeniz yeterli..görüntü kalitesi pc den izlediğim için güzeldi ama eminim sinemada mükemmeldir..benden bu kadar, iyi seyirler diliyorum, sevgiler..   Yapım:2010 ~ Çin  Oyuncular:Jet Li, Lunmei Kwai, Ran Chen, Wen Zhang, Zhu Yuanyuan  Müzik:Joe Hisaishi Süre:1 saat 36 dk   ... Devamı

29 09 2011

Akrep Burcu...

  Ben bir  Akrep burcu  insanıyım, korkmayın sakın; bu gece biraz benden olsun istedim... Bilindiği gibi çok zor bir tabiat, çünkü doğuştan başlıyor herşey..Zor derler, çünkü çok zorluk çekmiştir..Mücadele etmekten mücadelenin kendisi olmuştur..Özgürlüğü her insan gibi sever, inatçı bir yapısı vardır akreplerin, bu inatçılık kafasına koyduğu şeyi yapabilmek içindir, ucunda başarısızlık dahi olsa sonuna kadar gider. Akrep kendisiyle inatlaşır derdi diğer insanlarla rakip olmak değildir..Çoğunlukla buna azim ilave olur, aç kalsa bile direnir ve gerçekten güçlüdür, kolay kolay pes etmez..Kış çocuğudur, ve çoğunlukla kış'ı da pek sevmez, aslan burcuyla neredeyse bire bir benzer özellikler gösterir fakat zıt kutupların başında gelir, asla anlaşamayacağı burçlardan biridir ve bunu bir çok aslan burcu ile kıyaslama yaparak söyleyebilirim..Hayatında karşısına kim çıkarsa çıksın akrep ya çok sever ya da içindeki duygular 'sevmedim, uzak durmalıyım' der, dediğini de yapar. Bir bayansa o akrep, hem bir kadındır hemde bir erkek, doğal olarak ona erkek fatma da denilebilinir, buraya kadar herşey doğru..Küllerinden yeniden doğan ANKA kuşu'dur, tüketir kendisini, dibe vurur, ölür,toprak altına girer, nadasa bırakır kendisini...bir süre sonra dahada güçlenmiş bir Akrep çıkar..Nettir, serttir, tartışır, azimlidir, inattır..Ya kendisini sokar yaşadıklarının acısını çıkarmak için, yada karşısındakini..kötü akrepler diye nitelendirmekte çok yanlış, hepimizin beğenmediğimiz sevmediğimiz yanları yokmu, değil miyiz ki bizler beşer ve şaşarız.Melaike değiliz hiç birimiz doğal olarak akrep de öyledir..Yalan söylendiği an bun... Devamı

28 09 2011

Aziz Mahmut Hûda-i Hz. kimdir?

  Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri Bursa'da bir kadıdır.. herşey bir boşanma davasının huzuruna gelmesiyle başlar... Eş olan bayan eşinin bir süredir ortadan kaybolduğunu iddia etmekte ve boşanmak istemektedir..Kocası ise hac vazifesini ifa ettiğini söylemekte..hatta Bursalı hacılara hediyelik birkaç eşya emanet ettiğini iddia etmektedir…oysaki bu kadar kısa bir sürede hac gibi meşakkatli ve uzun bir yoldan dönmek mümkün değildir… Kadı kararını verir…hacdan gelecek olan Bursalı hacılar daha şehre girmeden önce toplanıp huzuruna getirilecek ve sorgulanacaktır… Denilen yapılır…olay doğrudur..gerçekten de adam hac yapmış ve arkadaşlarına hediyelikler emanet etmiştir…dava kapanır…ancak bu kadı’nın içinde ukde olarak kalır ve günlerce düşünmesine vesile olur… Gidip o adamı bulur ve böyle bir mucizeyi gerçekleştirmek için kimden feyz aldığını sorar…ve adamın söyledikleri doğrultusunda zamanın evliyalarından Üftade Hazretlerini gider bulur ve tüm malını mülkünü bırakıp onun öğrencisi olmayı ister…kendini tamamen dünya nimetlerinden uzak tutmayı başaran bu uğurda Pazar yerinde kadı kıyafetleriyle ciğer satan,tuvaletleri temizleyen ve benliğini Allahu tealaya adayan Hüdai Hz.leri en kısa zamanda Üftade Hz.lerinin en gözde öğrencisi olur…ve ona her sabah namazında uyanıp hocasının abdest suyunu ısıtma görevi verilir…bir sabah kötü bir kabusla uyanan Hüdai Hz.leri hocasının suyunu ısıtmakta geç kaldığını fark eder ve su dolu ibriği göğsüne bastırıp hocasından özür diler…Üftade Hz. Israrla suyla abdest almak ister …suyun üzerinden dumanlar yükselmektedir…O gün Üftade Hz. ^^Bu su belli ki odunla ısınmamış..Allah aşkıyla ıs... Devamı

20 09 2011

İstanbul sokak köpeklerinin tarihi..

  Osmanlı İmparatorluğu’nda dokunulmazlıkları olan sokak köpekleri kartpostalların değişmez figürleriydiler. 1865’te toplatılıp Hayırsız Ada’ya gönderilen köpekler, büyük bir İstanbul yangını çıkması üzerine geri getirildiler. "Hayatımda hiç bu kadar mahzun bakışlı ve kalbi kırık sokak köpekleri görmedim." (Mark Twain, İstanbul ziyareti, 1867 Ümit Sinan Topçuoğlu’nun kitabından.) Topçuoğlu’nun bulgularına göre köpeklerin İstanbul’a Türklerle geldiği kabul ediliyor. Bizans’ta kedi hakimiyeti varmış. Eski çağlarda İstanbullular’ın kafasında şöyle bir inanışyer ediyor: "Köpekler bu şehirden giderse, Türkler de gider!" Köpek Toplama Harekatı İstanbul’da köpeklerin başı ilk kez bir İngiliz turist yüzünden belaya giriyor. Galata’da gece yarısı bastonuyla köpeklerden korunmak isteyen yabancı, köpeklerin hücumuna uğruyor. Kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölüyor. Majestelerinin hükümeti Osmanlı’ya ültimatom veriyor. Sultan 2. Mahmut da kararını açıklıyor. "Sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve Hayırsız Ada’ya bırakıla..." Operasyon başlıyor. Halk, köpekleri bırakın diye haykırıyor. Yeniçeri Ocağı’nı dağıtan 2. Mahmut kararını geri alıyor. İkinci büyük köpek toplama harekatı Sultan Abdülaziz devrinde yaşanıyor. Köpekler toplanıyor, teknelere konulup Hayırsız Ada’ya bırakılıyor. Bu operasyonla eşzamanlı olarak 1865 eylülünde büyük İstanbul yangınlarından biri başlamasın mı? Beyazıt’tan Gedikpaşa’ya kadar evler konaklar kömür oluyor. Halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor: -Köpekleri to... Devamı

13 09 2011

yorgunluk..

  Cuma günü muradına erecek olan kuzenimin düğün telaşı hepimizi sarmışdurumda ve Ankara dışında olacağı için günler öncesi alışverişleri annem sağolsun yaptı ve ben her zamanki gibi son dakikaya bırakıp dün  Kızılay semalarında kocaman bir tur attım ayaklarımın kapkara olmuşsuları aktııı gitti..Her zaman söylüyorum bizim milletimiz alışverişmanyağı diye..Hani paranız yoktu kardeşim sizin hani işsizliğiniz vardı hani alım gücünüz taban yapmıştı, ben böyle deli bir kalabalık, böyle savurgan bir millet daha göremeyeceğim sanırım..Ramazandan önce yapılan düğünlerin finali ramazandan sonra yapıldığı için okullar açılmadan düğün yapan yapana maşallah..tabi nüfusta patlama yaşanıyorsa sürü halinde yaşanacak demektir aynı gün 3 düğün 2 nikah görmedim yahu yaa…Dayımın oğlu komşumun oğlu arkadaşımın nikahı, yakın tanıdığımın bilmem nesi offfffff dedim artık yeterrrr… Eveet birde altın alma sorunu var bir zamanlar sana ne takıldıysa defterine kaydediyorsun e kaşına gözüne takmıyor adam altını sende zamanı geldiğinde aynı ağırlıkta aynı oranda bilezikmi burma mı cumhuriyetmi artık ne verildiyse iadeyi ziyaret etme vakti gelmişdemektir..çatladık orta yerimizden..Battım resmen  ona al , buna al..kalmadı abi olsa tükan senin…sömürülmüşdurumdayım birde kıyafet ayakkabı da işin içine girince kuzenime –oğlum resmen beni haşat ettin yedin ömrümü yedin diyorum gülmekten cevap veremiyor serseri ee ama cidden öyle..sahte altın işine mi girsem ne yapsam :) Türk’üm ne mutlu bana… VEEE Sabah uyanıyorum, o ne? Çenemden yukarı her yanım uçuklamış..Kuyumcular mı bana bunu yaşattı diye düşünmüyor değilim..yok değildir heralde derken saate bakıyorum 9&rsquo... Devamı

10 09 2011

işte olan....

Bir insan kendisiyle geçimsiz ise, herkezle geçimsizdir.kendisiyle barışık değil ve yüzleşmekten korkuyorsa şu an okuduğu kelimelerden de korkacak ve kaçacak, başkalarını sürekli eleştirecek, -ben adamım ama sen değilsin, işte busun diye yargılayacak; gülecek, bir kahve içecek,derin bir nefes çekecek eve gittiğinde başkalarını kendinden emin anlatacak, bire beş katacak, göbeğini kaşıya kaşıya,gerine gerine -ohh tertemiz ehli müslim bir adamım namazım niyazım orucum zekatım yerinde, kimseyle aramda hiddet şiddet yok; cennetin en güzel yerinden tapumu almışım öbür tarafa haccımı da tamamlarsam bu iş oldu demektir diyecek.. Hamam böcekleri 250 yıldır yeryüzünde yaşıyorlarmış ve o günden bu güne hiç bir değişime uğramamışlar bu bilgiyi okuduğumda epeyce düşündüm, ve hatta blogumda da yer verdim yanına ilave olarak -duyun beşeri mahlukatlar dedim..Düşünen sanırım anlayabilir.. Müslüman demek; dememin gereği var mı? 5 vakit namaz, ramazan ayında tutulan oruç, verilen zekat ve fitreler,hac ve Kuran-ı Kerim okumak demek değildir sadece...Şu kalp dediğin şeyin içine giripde bir baksak keşke belediye çöplüğünü geçecek..Neler sığdırıyoruz içine neler neler...Hani Musa a.s. Firavunu ikna etmek için yola çıkmıştı, Allah c.c. öyle bir acize bile tatlı konuşmasını söylemişti..bilmem bilirmisiniz..Kötü konuşmamak, iftira atmamak, gıybet etmemek yok mu müslümanlığı en güzel şekliyle anlatan kitapta..Sabır yokmu, farklı düşünceleri okurken dinlerken fikrin her ne olursa olsun rahatsız etmek, irdelemek, küfür etmek, dedikodu yapmak var mı? soruyorum size..var mı...yok tabiki diyeceksiniz..olur mu öyle şey, biz yapmayız diyeceksiniz...Yalannnn....külliyen yalan...Dönün bir kendinize bakın ... Devamı

05 09 2011

blogum 4. yaşında..lamba cinim :)

  Bugün 4. yaşıma girdim. 2008 eylülünde korkarak açtım sayfamı..Melek ablamın dürtmeleri, destekleri boşuna çıktımı bilmiyorum ama elimden geldiğince ben olmaya çabaladım..Teşekkür ederim melek ablam..Kına tarifi ile başlayan dostluğum nerelere kadar gitti gülümsüyorum  hadi adını ver bloga dedi..düşündüm bir süre ve -lamba cini olsun dedim şaşırmıştı neden lamba cini ? dedi çünkü o çok boğulduğum zamanlarımda pencereden dışarı her baktığımda -keşke bir lamba cini olsa ve birden bire karşıma çıkıp bana ne istediğimi sorsa; ellerimden tutup beni uçan halının üstüne oturtsa, dolaştırsa gökyüzünde görmediklerimi görsem; huzurun nerede olduğunu gösterse, dile benden ne dilerse dese ve bende o çok istediğim dünyayı seçsem dedim...Melek ablam sen çok güzel yazacaksın hayallerin ileride sana ne kapılar açacak sakın bırakma hadi gel şimdi sana ellerimi uzatıyorum şablonunu hazırlayalım- ama ben bilmiyorum şablon nedir?  bütün gece uğraşmış sabah blogu açtığımda sanki Lamba cini -dileğin benim için bir emirdir der gibiydi..sayfanın her yanı ışıl ışıl, rengarenk, melekler, çiçekler, lamba cini ve sevgiyle doluydu..Yüzümdeki şaşkınlığı uzun süre atamadım, öyle çok ve çocukça sevinmiştimki; melek ablama nasıl teşekkürler ettiğimi neler söylediğimi hatırlamıyorum yanımda olsa onu öpücüklere boğacaktım sonra bir arkadaşım daha oldu sevgili ismail kaptan - yol al, ileride güzelleşeksin dedi...Amerikaya çok selamlar sevgili kaptan...bir, iki, beş, on derken, kendimce sevdim yazmayı..arada bir tutukluk yaptım, arada bir uzun süre bıraktım, ama benim bir gece kondum vardı..isim değişmiş olsada bugün gülçin nur, o ... Devamı